| |
PSİKODRAMA
Kaynak :
www.drama.egitimi.com
Psikodrama Jacob Levy Monero’nun ilk kez Viyana’da anneleri yada
bakıcılarıyla parklara gelen çocukları izlerken onların bu alanda bir
öğretmene ihtiyaç duyduğunu belirlemesi ve çevresine toplanan çocuklara
şaşırtıcı ve düş gücünü yakalayan masallar anlatmasıyla kavram olarak
ortaya çıkmıştır.
Monero çocukların birbirlerine olan düşmanca kıskançça duygularından bu
öyküler ve hayallerini doğal olarak oynayarak kurtulduklarını görür ve
dramanın bir terapi olduğuna kara vererek ( Teather Of Spentanity ) ‘
Doğallığın Tiyatrosu’ adını verdiği tiyatrosunu kurar ve bu tiyatro
Psikodrama Tiyatrosuna öncülük eder.
Yaptığı uygulama ve çalışmalarla bir çok terapi yöntemi keşfeder.
Psikodrama Nedir?
Psikodrama kişilik, kişiler arası ilişki, çatışma ve duygu sorunlarının
özel dramatik yöntemlerle keşfedildiği bir grup psikodrama yöntemidir.
Monero ‘ İnsan ruhunu dramatik eylemle keşfetme ‘ yada ‘ gerçeğin
dramatizasyonla yeniden keşfedilmesi ‘ olarak tanımlar psikodramayı.
Mevlana ‘ ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol ‘ der.
Psikodrama sorunsalıdır bu. Çünkü insanların çoğu yaşamları boyunca bir
şey söylüyor, başka bir şey düşünüyor, üçüncü bir şeyi hissediyor ve
sonuçta bu üçüncüyle ilişkisi olmayan bir şey yapıyor. Bunun sonucu
insan ruhu hırpalanıyor, stres ve parçalanmaya geliyor.
Psikodramanın amacı insanların söz, düşünce ve davranışlarında tutarlı
olmalarına yardımcı olmaktır.
Bir başka amacı da kendimize ve başkalarına karşı açık ve tutarlı olmayı
kolaylaştırmaktır.
Terapi bütünüyle bir eğitimdir. Ne okul eğitimine ne de anne baba
eğitimine benzer. Okullarda ve evde bizlere bütünüyle kurallar
öğretilir. Uyulması zorunlu toplum kurallarıdır bu kurallar.
Ayrıca sanat eserleri, kitaplar, teknolojik buluşlar ve katı ahlaki
değerler evet bütün bunlar toplumların tapındığı putlar haline
gelmiştir.
Moreno buna ‘ kültürel benzeme ’ der. Tüm bu kurallar kalıpları belli
yaşamlar oluşmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda kurallara uymaya
çalışan insan giderek kendisinden, doğallığından, yapıcılığından ve
kendi ruhundan kopmaya başlamıştır. Bu da insanı kendine
yabancılaştırmaya ve giderek kendini tanımamaya, strese, ruhsal
parçalanmışlığa , takıntılar edinmeye itmiştir.
İnsanın ayrıca kendi yaşamını kolaylaştırmak için kendisinin yarattığı
bu kurallar dünyası ile makineler topluluğu ve teknoloji insanın
kendisinin giderek en büyük düşmanı olmaya başlamıştır.
Ayrıca insan kendi yaşamını kolaylaştırmak için kendisinin koyduğu bu
kurallar dünyası ile makineler topluluğu ve teknoloji, insanın
kendisinin giderek en büyük düşmanı olmaya başlamıştır.
Monero’ya göre ‘İnsanın düşmanı kültürel konserve yaptığı makinelerdir.
Bundan kurtulmanın tek yolu doğallıktır ve kendine dönmedir.’
İnsanlık hastalanmak pahasına ( ruhsal olarak ) neden gereksinim duyduğu
‘ doğallıktan’ ve ‘ anını yaşamaktan ’ bu denli uzaklaşmaktadır?
Bunun yanıtı insan ortaya koyduğu kurallardan ve robotlardan oluşan bu
hazır dünyayı daha güvenli bulmakta, doğallığın ve anı yaşamanın
getirdiği güvensizlik belirsizlik yani risklerden kaçmaktadır.
Bu nedenle toplumlar kalıcı olanın, test edilmiş olanın peşine düşmüşler
ve yapıcılık denilen şey bilimsel ve kültürel bakımdan tutucu biçimlere
dönüşmüştür.
Bu süreç insanı güncel yaşamında yaşamını kolaylaştırırken giderek
kendine yabancılaştırmış, yalnızlaştırmış ve bireyler hastalanmaya
başlamıştır.
Bunun da çözümü psikodramadır. J. Levy Monero’nun ilkkez keşfedip
gerçekleştirdiği ve ‘ Spentanity Of Teather ’ adını verdiği tiyatroya
Amerikalı Jonothan Fox da katılır. Uzun süre çalışır ve bir süre sonra
ayrılarak Amerika da ‘ Playback Theather ’ adını verdiği psikodrama
tiyatrosunu kurar.
Psikodrama = Spentanity Of Teather = Playback Theather bunların hepsi
aynı anlama gelmektedir.
Psikodrama Tiyatrosunu diğer tiyatrolardan ayıran öykülerin sadece bir
kez oynana bilmesidir. Diğer tiyatrolarda olna sahne, dekor, kostüm,
makyaj bu tiyatro türünde de vardır. Uzakdoğu atasözlerinden birinde
‘Aptal yada cahil oldukarında bile insanları dinle, çünkü herkesin bir
öyküsü vardır ’ der.
Psikodrama tiyatrosunun işlevi öykülerin altında yatan gerçeği,
insanları kendi gerçeğini ortaya çıkarmaktır. Psikodrama görünmeyen
gerçeklerin bulunması ile uğraşır. Gerçek benliği psikodrama ile sadece
anlamakla kalmaz yaşarız da.
Psikodrama Nasıl Yapılır?
İki basamakla yarım ay şeklindeki bir sahne ile bunun üzerindeki tam
daire bir sahneden oluşru. Işık ve birkaç sandalye vardır. ( Sahne her
yer de olabilir. Yeterki oyuncuları kısıtlayacak kadar küçük, grup
etkileşimini azaltacak kadar büyük olmasın. )
Psikodramada dört önemli öğe vardır.
1- Oyuncu ( Protogonist ) öykücü
2- Yönetici ( Psikodramatist ) lider
3- Yardımcı Egolar (Oyuncular )
4- Gurup- Üyeler ( İzleyiciler )
1- OYUNCU ( Protogonist ) Öykücü
Bu kişi izleyici yada psikodrama terapisine katılanlardan birisidir.
Kendi öyküsünü sahnede anlatır.
2- YÖNETİCİ ( Psikodramatist ) Lider:
Bu kişi eğitimli ve psikoloji bilgisi olan uzman kişidir. Öykünün gizli
kalmış duygularını ve çatışmalarını anlamaya çalışır. Grup üyelerini
doğal olmaya, rahatlamalarını , öykülerini anlatmaya özendirir. Oyunu
sonunda geribildirim ve paylaşım aşamasında etkindir. Öykücünün
anlattığıyla grup üyelerinde oluşan ortak duygu ve anıların canlanıp
canlanmadığın sorulmasın ve öykünün anlatımından ve kendi gerçeğiyle yüz
yüze geldiğinden dolayı rahatlayıp rahatlamadığından söz ettirir.
3- YARDIMCI EGOLAR ( Oyuncular )
Son derece psikodrama eğitimli ve öykücünün anlattığı öyküdeki kişileri
anlayıp, tanıyıp onlar gibi davranırlar. Rol yaptıklarının
bilincindedirler ve karakterlerle özdeşleşmezler. Öykücünün anlattığının
dışındaki role bürünmezler, oyunculuk yeteneklerinin, bir gösteriye
dönüştürmezler.
4- GRUP – ÜYELER – İZLEYİCİLER
Psikodramanın üyeleri ve izleyiciler grubudur. Kimileri izleyici
kimileride protogonist ( öykücüdür 9 dür. Sahnelenen oyunu ve anlatılanı
ciddiye almaları önemlidir. Sahnede olan herşey orada kalmalıdır. Oyunun
sonunda geribildirim ve paylaşım ile kendilerinde çağrışan anıları ve o
anda hissettiklerini isterlerse anlatabilirler.
PSİKODRAMA TEKNİKLERİ
Psikodrama bir rüya, toplumsal durum, sembolik bir rol, farkında
olunmayan bir tutum yada gelecekteki tasavvur edilemez bir durum gibi
herhangi bir alanda yoğunlaşabilir. Bir hayal yada halisünasyon da grup
içerisinde oyuna dökülebilir.
PSİKODRAMA TEKNİKLERİ
1- İçini dökme: Açık yada kapalı duygu ve düşüncelerin anlatımı.
2- Eş- Ego: Bir yardımcı oyuncunun ( anlatanın rolünü oynaması )
3- Çoklu- Ego: Değişen durumlar için protogonistin ( anlatıcının )
oynadığı rolü başka egoların oynaması.
4- Ayna Tekniği: Bir yardımcı oyuncunun baş oyuncuyu ( anlatıcıyı )
konuşarak ve oynayarak taklit etmesi.
Bunların dışında protogonistin ( anlatıcının ) davranışını değiştirmek
için hipnos ve psikoaktif ilaçlarda kullanılmaktadır.
Anlatıcının düşlediği yada anlattığı olayın ne zaman olduğu önemli
değildir. Hasta geçmişte değil ‘şimdi de’ konuşur ve oyuncuda olay sanki
şimdi oluyormuş gibi oynamak zorundadır.
Hasta hareket ve söz olarak yaptıklarını azaltmak yada sınırlandırmak
yerine en üst düzeye çıkarması için cesaretlendirir. Bunu yapma için
düş, kuruntu, düşünce, fantezi ve öngörülerin oyunun bir parçası olarak
kullanılmasına izin verilir. Tekrarda yarar vardır., düzeltmeler ve göz
ardı edilmemeli ama sonraya bırakılmamalı.
Psikodrama bir zorlama yöntemi olduğu kadar, bir anlatım yöntemidir.
Hastanın oyunun sırasında anlamsız, doğallıktan uzak olmasına olanak
tanınır. Bu doğallık, doğal olma kuralıyla çelişiyor gibi görüne bilir
ama öyle değildir. Çünkü bu durum, onun sıkıntılarını oyuna dökmedeki
çeşitli yeteneksizliğini, kızgınlığını bastırmasını gösterir. Yönetici
çeşitli psikodramatik yöntemlerle hastayı yavaş yavaş zincirlerden
kurtaracaktır.
Hastanın psikodramada olmayı anlattığı olaydaki insanların rollerini
oynaya bilmeyi öğrenmesi büyük önem taşımaktadır. Gördükleri,
hissettikleri, duydukları, kokladıkları rüyaları, aşkları, nefretleri,
korkuları, reddetmeleri, reddedilmeleri, önlemek istedikleri, olmak
istedikleri her ne ise o olmak. Bir başka değişle; hasta ‘şimdi’
kendisine acı çektiren – katlandığı kişileri, durumları, yaşantı ve
algılamaları harekete ve söze dökme işini yüklenmek durumundadır.
Çarpıklık ve dengesizlik belirtilerinin üstesinden gelebilmesi için;
onları tekniklerinden birisi rol değiştirmedir. Böylece hasta, olumsuz
etkisi olan yaşantıların ötesinde , kendisini özgürleştirerek ve olumlu
yönde daha bir spontan hale gelerek gelişecektir.
Psikodrama terapisi bir hastane odası yada herhangi bir uzman doktarun
odasında da gerçekleştirilebilir.
SPONTANİTE – PLAYBACK YADA PSİKODRAMA NASIL SAHNELENİR¿
Psikodrama tiyatrosunda insanlar kendi öykülerini anlatırlar. Onlar
anlatırlarken usta oyuncular oynarlar ve diğer grup üyeleri de (
seyirciler ) izlerler.
Bu tiyatroya gelenlerin hepsi bilinçli hatta birçoğu hasta insanlardır.
Bu tiyatroda kendi hikayesini izleme hatta başkalarının yorumları ile
görme, kendi gerçeğine ayna tutma, kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşme,
geçmişine uzaktan bakma vardır. İyi bir oyunculuk ve iyi bir paylaşım
ile protogonistte kökten bir değişme olabilir.
SAHNEDE ANLATILAN ÖYKÜLER, GÜNLÜK OLAYLAR , GEÇMİŞTEKİ ÖZLEMLER, ACILAR,
MUTLULUKLAR, UTANÇLAR, TANIK OLUNAN ANLAR VEYA GELECEKTEKİ ÖZLEMLER
OLABİLİR
Öyküler sahnede var olmaya başladıklarında sahnenin tüm büyüsü ortaya
çıkar.
PSİKODRAMA ÜÇ AŞAMADA GERÇEKLEŞİR.
1- Isınma Süreci
2- Oyun Süreci
3- Paylaşım ve Geribildirim Süresi
1- ISINMA:
Seyirciler böyle bir etkinliğe hazır olmaya bilirler. Hele grup
üyelerini psikodramaya alıştırmak birbirlerine olan çekingenliklerini
atmalarını sağlamak gerekir.
Seyirciler öykülerini anlatmak istemeye bilirler. Bu nedenle lider
oyuncuları tanıtarak seyircilerle tak tek tokalaşarak; oyuncularsa ayna
yöntemi ile seyircilerin ( grup üyelerini ) davranış ve konuşmalarını
taklit ederek, sahneyi gezdirip tanıtarak, birebir ilişki kurarak ortama
ısınmayı sağlarlar.
Lider seyircilerin hazır olduklarına ikna olduğunda onlara sorar ‘ kim
öyküsünü anlatmak ister?’ diye.
2 – OYUN:
Seyircilerden ( grup üyeleri ) istekli birisi gelerek öyküsünü anlatır.
Protogonist yarım ayın üstündeki tam daire alana yönlendirilir. İsterse
bir sandalyeye oturtulur, ışık ona yoğunlaştırılır. Öyküsünü anlatmaya
başlar ve gidip yardımcı egolardan oyuncularını seçer. Oyuncular hemen
makyaj ve küçük kostüm değişikliğiyle role hazırlanırlar. Protogonist
büyük olasılıkla oyuncuları seçerken kendi öykülerindeki kahramanlara
benzeyenleri seçerler. Protogonist öyküyü anlatırken oyuncular (
yardımcı egolar ) oynarlar.
3- PAYLAŞIM VE GERİBİLDİRİM:
Öykücünün anlattığı öyküsü bitiğinde oyuncularda oyunlarını bitirirler.
Lider öykücüye teşekkür eder ve seyircilere ( grup üyelerine ) döner.
Benzer bir olayı yaşayıp yaşamadıklarını yada bu öyküyü izlerken neler
hissettiklerini anlatmalarını ister.
Seyircilerden isteklilere anlattırılır. Seyircilerdeki öyküdekine benzer
olaylar ve duygularda açığa çıkarılmış olur ve ortak bir duygudaşlık
doğar. Psikogonist kendi geçmişiyle yüzleşmiş duygularını başkalarıyla
paylaşmış olur. En son söz öykücüye ( protogonist ) verilir. Onun o anda
hissettikleri sorulur. Rahatlayıp rahatlamadıkları sorulur ve
anlattırılır.
BİR PSİKODRAMA ÖRNEĞİ
Lider grup üyeleri arasından istekli bir yaşlı kadını öyküsünü anlatmak
üzere için sahneye çağırır. Kadın gelir oyunculardan iki kişi seçer .
öyküsünü anlatmaya başlar. Oyuncular yavaşça ısınma çalışması yapar jest
ve mimik hareketlerinden sonra kostüm giymez sadece makyaj yaparlar.
Kadının olayına uygun olayı oynamaya başlarlar.
Kadın anlatır;
‘Yaşlı kadın aynı şirkette çalıştığı genç bir erkekle şirketin
düzenlediği bir eğitim çalışması gecesinde eğlenip dans ederler.
Aralarında 30 yaş fark yokmuş gibidir. Gecenin sonunda kaldıkları otelin
havuzuna girmeye karar verirler. Başlangıçta hoş bir çılgınlık gibi
görünür. Birbirlerine arkalarını dönerek tamamen soyunurlar ve suya
girerler. Karanlık çıplaklıklarını gizlemektedir ve çok eğlenirler. Genç
erkek önden çıkar ve giyinmeye başlar. Kadın, havuzun merdivenleri gece
olduğu için toplandığından kendini kaldırıp yaşlı vücudunu sudan
çıkaramaz. Yaşlı kadın sarkmış vücudunun görünmesini istememektedir.
Güzel gecenin tüm büyüsü bozulacaktır.
Gençlik yıllarında yaşadığı eğlence ve çılgınlıkları tekrar yaşadığı
büyülü an kaybolur ve genç adam o yaşlı kadına yardım edip havuzdan
çıkarır ve kadının sarkmış vücudunu görür.’
Sahnede yan yana oturup içlerinden geçen duygu ve düşünceleri yüksek
sesle dile getirirler.
Öyküyü anlatan ( protogonist ) ve izleyiciler ( grup üyeleri ) duygulu
anlar yaşarlar. Oyuncular oyunu bitirirler ve geri çekilerek hikayenin
sahibi ile göz göze gelirler.
Lider grup üyelerine ( izleyicilere ) neler hissettiklerini ve benzer
olayı yaşayıp yaşamadıklarını sorar, isteklileri konuşturur. En son
olarak öykücüye neler hissettiklerini sorar, öykücü konuşur.
Bir anı bir giz açığa çıkarılmış, anlatılarak rahatlanmış ve
paylaşılmıştır.
Gizden kurtulmanın rahatlığı, kendi öyküsünü oynayanlara ve kendi
öyküsünü izleme ve uzaktan bakma, kendi gerçeğini keşfetme ve arınma ile
başkaları ile paylaşma, yaşamış ve kişi rahatlamış değişime uğramıştır.
Bir gizinden bir takıntısından kurtulmuştur.
Her öyküde bir açık bir de gizli yön vardır. Öykücü anlatırken
çoğunlukla kendinden sakladığı gizli duyguları, etkilenişleri bilinçdışı
çatışmalarını açığa çıkarmamaya çalışır. Bunları sezip açıpa çıkarmak
liderin görevidir.
Spontanity – Playback yada Psikodrama Tiyatrosunun amaçlarından biri
öykülerin anlatıcı için önemli noktalarını, taşıdıkları anlamları
keşfetmektir |
|